Yazının içindekiler
İstanbul’da Gerçekleşen Şaşırtıcı Sonuç
17 Şubat 2026 tarihinde Rams Park Stadyumu’nda oynanan ve Şampiyonlar Ligi Son 16 turu play-off ilk ayağında gerçekleşen karşılaşmada Galatasaray, İtalya’nın köklü kulüplerinden Juventus’u 5-2 gibi müthiş bir farkla mağlup etti. Bu sonuç, Türk futbolunun Avrupa sahnesinde yazacağı en önemli sayfalarından biri haline geldi ve sarı-kırmızılı takım için tarihi bir başarıya dönüştü. Maçın dinamiği başından itibaren Galatasaray’ın lehine ilerlemesi, her iki takımın da ligin en yüksek seviyesinde mücadele ettiği bir karşılaşmanın yapısını belirlemişti.
Gol Buluşturanlar ve Maç İçindeki Gelişmeler
Galatasaray’ın bu muhteşem performansında başrolü oynayan oyuncuların başında Gabriel Sara gelmektedir. Brezilya asıllı orta sahamcı maçta iki gol atmasının yanı sıra takımının hücum oyununu organize eden bir lider konumundaydı. Sara’nın 15. dakikada attığı ilk gol, ardından Juventus’un Teun Koopmeiners tarafından yapılan hızlı geri dönüş ve arkasından gelen çalkantılı dakikalar, maçın hızlı seyrini ortaya koydu. Koopmeiners 16. ve 32. dakikalarda birer gol kaydederek Juventus’u iki kez öne geçirirken, Galatasaray’ın Davinson Sánchez ve özellikle Noa Lang’ın çift golü ile takımı galibiyet yolunda ilerletmişti. Lang’ın 49. ve 74. dakikalarda attığı goller, Napoli’den kirayla gelen oyuncunun Galatasaray formasında ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Sacha Boey’in 86. dakikada attığı beşinci gol, maçın son sözcüğünü söyledi.
Juventus’un Savunma Sorunları ve Spalletti’nin Açıklamaları
Maç sonrasında basın toplantısında konuşan Juventus Teknik Direktörü Luciano Spalletti, Türk gazetecilerin sorusu karşısında oldukça sinirli bir tavır sergilemişti. Juventus’un şampiyonlar liginde ilk kez beş gol yememesi konusundaki bir soruya Spalletti, “Ben Juventus tarihinde bunu hatırlamıyorum. 5 golü ne zaman yedik bilmiyorum. Bu konuyla ilgilenmek de istemiyorum” şeklinde ağırbaşlı bir cevap vermişti. Ayrıca son dört resmi maçta toplam 13 gol yemeleriyle ilgili olarak da Spalletti, tüm bu goller için sorumluluk üstlenmişti. “Bütün bu goller bizim hatamızdı. Çözüm de bizim için gerek. Bir şekilde maçı yönetmemiz lazım” şeklindeki açıklaması, takımın yaşadığı defans kriziyle ilgili ciddi kaygılar içeriyordu.
Spalletti’nin değerlendirmesine göre, yapılan iyileştirmeler kalite barındırmakla beraber bu akşam başarılı olunamamıştı. “Maçı yönetemedik, kalitemizi gösteremedik. Üstelik basit hatalar yaptık. Karakterimiz açısından geri adım attık” sözleri, takımın mental ve taktiksel olarak ne denli etkisiz kaldığını ortaya koyuyordu.
Galatasaray’ın Tarihsel Başarısının Boyutu
Galatasaray’ın bu galibiyeti, kulüp tarihinde Şampiyonlar Ligi’nde bir ilk olma özelliğini taşıyordu. Türkiye’nin en başarılı kulüplerinden biri olan Galatasaray, daha önce bu kadar fazla gol atarak bir zafer kaydetmemişti. Juventus açısından bakıldığında ise, Avrupa’nın en teşkilatlı ve başarılı kulüplerinden birinin Şampiyonlar Ligi’nde ilk kez beş gol yemesi, yüzyıl boyunca taşıdığı kimliğine büyük darbe vurmuştu.
Maç istatistikleri incelendiğinde, Galatasaray’ın 2.96 beklenen gol (xG) ortalamasını 22 şutla elde etmesi, taktiksel yeterliliğini gösterirken, Juventus’un sadece 1.13 xG ortalamasıyla 7 şut çalışması, takımın oyun kontrolünü kaybettiğini net biçimde ortaya koymaktaydı.
Gabriel Sara’nın Bireysel Performansı
Gabriel Sara, bu karşılaşmada sadece iki gol atarak kalmamış, aynı zamanda takımının saldırı oyununun mimarı rolünü de üstlenmişti. Brezilya kökenli oyuncu, maçta yaptığı üç şutla takımının en çok şut atan oyuncusu olmuş, yedi farklı atak fırsatı oluşturmuş ve 59 pas yaparak takımın orta sahasında en çok pasa katılan oyuncu statüsüne ulaşmıştı. Sara’nın bu performansı, 2013 yılında Wesley Sneijder’in Real Madrid karşısında başardığından sonra, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi play-off maçında gol atıp asist yapan ilk oyuncusu olarak rekor defterine geçti.
İkinci Maçın Önemi ve Beklentiler
Dünya futbolunda play-off sisteminin mantığı gereği, ilk ayakta bu kadar büyük bir fark elde etmek, Galatasaray’ı neredeyse turu garantiye almıştı. Bununla birlikte, ikinci maçın Juventus’un sahasında oynanacak olması, İtalyan ekibine bir şans penceresi açıyordu. Juventus, turu geçebilmek için müthiş bir geri dönüş yapmak zorundaydı, ancak mevcut kondisyonu ve moral durumu bunu oldukça zorlayıcı hale getiriyordu. Galatasaray ise bu avantajı koruyarak turu kapatmayı hedeflemekteydi.
Türk Futbolunun Avrupa Sahnesindeki Yükselişi
Bu zafer, yalnızca Galatasaray için değil, tüm Türk futbolu için simgesel bir anlam taşımaktaydı. Juventus gibi köklü bir Avrupa devinin bu şekilde yenilmesi, Türkiye’nin futbolda hızlı bir gelişim içinde olduğunu ve Avrupa’nın en güçlü kulüplerine karşı bile rekabet edebilecek seviyeye ulaştığını kanıtlamıştı. Bu sonuç, Türk futbolunun geleceğine yönelik büyük bir umut aşılamakla kalmayıp, diğer Türk kulüplerinin de Avrupa kupalarında daha başarılı olabileceklerine inandırtmıştı.